Aşağıdaki… Yukarıdaki!
Birleşik kaplar gibi; aşağıda ne söylüyorsa yukarıda aynı tonda, aşağıdakini onaylayan açıklamalar yapıyor.
Tabii araya karışan sesler de var ama bu sesler de aşağıdaki ile yukarıdakine koşut.
Aşağıda RTE, yukarıda Çankaya’daki AKP’li ve aradaki ise, Arınç.
RTE örneğin EMASYA genelgesini kaldıracaklarını açıklıyor. Yukarıdaki hemen onaylıyor. Tabii Arınç da!
Ne var ki üçgenin üç ayağına; askere, validen istek gelmeden toplumsal olaylara müdahale etme yetkisi veren antidemokratik EMASYA genelgesini yedi yıldır iktidardasınız, neden kaldırmadınız? diye soran yok!
Muhalefet partileri gibi; iktidar borazanı olmadığını göstermeye çabalayan basın da; “EMASYA’daki olanağı asker kullandı mı kullanmadı mı” diye bir kez olsun sormak zahmetine katlanmadı.
Bir hayu huy, bir gürültü patırtı… asker vesayetinden demokrasimizi arındırıyoruz diye bas bas bağırdı iktidar; AKP borazanları…
...EMASYA’nın kaldırıldığı açıklandıktan sonra doyuma ulaştılar, rahatladılar.
***
Genelkurmay Başkanı, -başörtülü değil- türbanlı olduğu için herkese uygulanan yasağa uyan GATA olayını “Olmasaydı daha iyi olurdu” diye değerlendirdi mi, evet; yandaşından, son günlerde şu ve bu nedenle iktidar yalakalığına soyunan gazeteci esnafından… bir alkış, bir alkış…
CHP lideri Deniz Baykal ise RTE’ye sesleniyor. Türbanlı eşine GATA kapıları kapattığında şayet gerekli olanı yapsaydın bu olaylar başına gelmezdi, diyor...
Hey gidi muhalefet lideri hey! RTE’yi tanımamışsın. Hemen karşılık verdi Baykal’ın iddiasına. Dedi ki, “Hemen zamanın Genelkurmay Başkanı’na ‘yahu, bu ne iştir?’ dedim.”
Eee sonra… Sonrasını şöyle anlattı RTE; “Eşim gözyaşlarına gark oldu!”
Yani hiçbir şey değişmedi, eşimin gözyaşlarını içimize akıttık demeye getirdi.
İyi ama bu açıklama bir itirafı da içermiyor mu?
İçeriyor: GATA’nın son üst mercii Genelkurmay Başkanı veya başkanlığı… RTE’nin tepkisinden sonra uygulamada hiçbir değişiklik yapmıyor.
Olay kamuoyuna yansıyor. O günlerde RTE’den veya eşinden özür dilenmiyor!
Olay üç yıl öncesine ait. Koskoca Başbakan’ın şikâyeti üzerine üç yılda değişim gözlenmemiş uygulamada, değişiklik yapılmamış türbanlılarla ilgili.
***
Tabii Çankaya’daki AKP’li kıyısından köşesinden GATA olayı ile ilgili derin düşüncelerini söylemese… olmazzz!
“GATA’ya herkes girebiliyor” diyor. Öyle ise eşi türbanlı tazeler önceki gün GATA önünde eylem yapıp, uygulamayı neden eleştirdiler?
Gelelim değişmez gündem maddesine:
Aşağıdaki ile yukarıdakinin ağabeyleri Bülent Arınç’ın sesi çıkmazsa…. olmazzzz!
Türban konusundaki görüşlerini yinelemeye gerek yok.
Arınç; Genelkurmay Başkanı’nın türbanlı Emine Hanım olayını “Savunmak mümkün değil. Keşke olmasaydı” diyen sözünü beğenmemiş.
Daha doğrusu, askerin bir süre önce “TSK hakkındaki görüşleri bizce malum” dediği Bülent Arınç; Genelkurmay Başkanı’nı; “Keşke olmasaydı mı? Böyle bir TV programı var” diyerek alaya alıyor.
Fakat şanslı bir iktidar, bu iktidar. TV’lerde öyle AKP hayranı haberciler var ki; hatasını düzeltmesi için hükümet üyesinin peşi sıra koşuyor. Cami önünde yakaladığı Arınç’a soru yöneltiyor. O da hık mık bir şeyler söyleyerek Org. İlker Başbuğ’la ilgili “hatasını” telafi etmeye çalışıyor.
Bülent Arınç kadına saygı gösterilmesini isteyen… ne ki, TBMM’de kadın milletvekilleri ile çatışan bir siyasetçi...
Baykal’ın insancıl bir davranışla Cüppeli Hoca’ya geçmiş olsun demesini diline dolar… lakin İsmailağa tarikatının lideri Mahmut Ustaosmanoğlu’nun elini öpmek için kırk beş derece eğilir…
Deveye sormuşlar boynun neden eğri? Nerem doğru ki demiş.
AKP önderleri de bu hesap!