Boş Beklenti: Kadın Haklarına Yeni Bir Açılım?
Dünya Kadınlar Günü büyük kentlerde kimi yerde konserlerle, kimi yerlerde düzenlenen toplantılardaki konuşmalarla kutlandı.
Batı’daki uygar ülkelerden çok önce kadına seçme ve seçilme hakkı tanıyan ülkemizin ne denli
geri bir toplum olduğu, son araştırmalarda bir kez daha kanıtlandı.
Birleşmiş Milletler’in 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle yayımladığı anket sonuçlarında; kadınların ekonomik ve siyasal yaşama katılımına göre düzenlenen Cinsiyet Güçlendirme Verileri bu konuda Türkiye’nin sadece Tonga, İran, Fas, Cezayir, Suudi Arabistan, Mısır, Bangladeş ve Yemen’den önde…
Aynı araştırma erkeklerin işgücüne katılma oranını yüzde 70.5, kadınlar için bu oranı tahminen yüzde 26 olarak belirliyor.
Kırsalda kadınların yüzde 70’inin “ücretsiz işçi” olarak aile işlerinde çalıştığına dikkat çekiyor.
BM’ye göre Türkiye’de kadınların yüzde 45’i eşlerinden fiziksel ve cinsel şiddet görüyor ve… 35 milyonluk kadın nüfusuna karşı sadece 35 sığınma evi bulunuyor.
Parlamentoda çeşitli partilerde politika yapan kadın milletvekillerinin bir araya gelerek çeşitli kadın sorunları üzerinde ortak bir çalışma yapmadıklarına dikkat çekmeyi araştırma nedense unutmuş görünüyor.
***
Hürriyet’te “Aile İçi Şiddete Son” adında bir program yürüten Vuslat Doğan Sabancı, dünya nüfusunun yüzde 50’sinin kadınlar olduğunu… ancak iş saatlerinin yüzde 66’sının kadınların, ama dünya gelirlerinden aldıkları payın ancak yüzde 10 olduğunu belirttiği gibi şu çıplak gerçeklere de yer verdi:
“Yoksulluk sınırındaki insanların yüzde 70’i kadın. Eğitim alamayan 130 milyon öğrencinin 3’te 2’si kadın. Meclis’te temsil oranı yüzde 13.”
***
8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde... -biri dışında- hiçbir topluluk Anıtkabir’de görünmedi…
…. (Star TV’de izlediğimize göre) sadece Türk Silahlı Kuvvetleri’nin orgeneralden astsubaya kadar her rütbeden asker eşleri…
…ömrünün sayısız devrimleri arasında, kadını yüzüyle, aklıyla, kılık kıyafetiyle dünyaya açan Mustafa Kemal’i ziyaret etmedi.
Hiçbir kadın derneği başkanı, Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un eşi Sevil Başbuğ gibi Atatürk’ün huzurunda ve Anıtkabir Özel Defterine, “…Cumhuriyete gönül vermiş çağdaş Türk kadınları olarak… bizler için yaptıklarının bilinciyle… en derin minnet hisleriyle aziz hatıran önünde saygıyla eğiliyoruz” diye yazarken ağlamadı.
Sevil Başbuğ, kuşkusuz Atatürk’ü yitirmemizin dinmeyen acısıyla ağladı…
Ama acaba bu gözyaşları sadece Mustafa Kemal’i yitirmekten mi kaynaklanıyor yoksa… bu gözyaşları Mustafa Kemal’in yarattığı çağdaş, aydınlığa açılan bir ülkeyi bugün bu hallerde görmenin ıstırabını mı yansıtıyor?
***
Bir kez daha ortaya çıkan gerçek ise böyle anlamlı bir günde kadın ve kadına saygı denildi mi, sözleriyle mangalda kül bırakmayan… yaşamda kadını ikinci sınıf gören AKP iktidarının üyelerine karşın... Başbakan’ın türbanlı eşi Emine Hanım… hiç değilse böyle bir günde bir toplantıya katılabilir, yazılı veya sözlü bir mesajla kamuoyu huzuruna çıkabilirdi.
RTE hâlâ çarşafı savunmanın, hâlâ türbanı başörtüsü diye yutturmanın peşinde.
CHP’nin yerel seçimler arifesinde -partisel ilkeleri zorlayarak- çarşafa, türbana ruhsat verdiği günleri siyasal istismar diye görmeye devam ediyor ve muhalefet partisine “…kadın meselesinde de samimiyet yerine istismarı tercih etti…” diye yükleniyor.
Kara çarşafı… türban kıskacındaki kafaları kadın özgürlüğü sayan, parlamentodaki sayılarını arttırmak için kadına aday kontenjanı önerisini reddeden bir başbakandan…
…Dünya Kadınlar Günü’nde Türk kadınına daha anlamlı bir çıkış, bir konuşma, hatta kadın haklarına yeni bir açılım umut etmek… ne boş bir beklenti?