İki Lider İki Netlik Arayışı...
Biri iktidar partisinin, diğeri ana muhalefetin lideri… Biri dışarıda diğeri içerideki önemli olaylarda “netlik” arıyor.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın son grup toplantısındaki kimi sözleri dün medyada ön plandaydı. Öyle irdelemeler ki daha çok tartışılacağa benziyor.
Baykal darbelere karşı. Kanıtı? Bugüne kadarki
söylemleri.
RTE de darbelere karşı. O da bugüne kadar hemen her konuşmasında darbelere karşı çıktı.
Ne var ki Deniz Baykal darbelere karşı çıkarken “bir karargâh aracılığıyla” üretilen darbe senaryolarının aslı faslı nedir araştırılmadan kamuoyuna yansıtıldığından sürekli yakındı. Örneğin Albay Dursun Çiçek’in İrticayla Eylem Planı’ndaki ıslak imzası ile piyasaya sürülen darbe iddialarına kuşku ile bakan konuşmalar yaptı.
Fakat son saptamaları bu kez daha başka bir içerikte. Darbe karşıtlığını genişletiyor.
“Genelkurmay’ın kalbinde” görev yapan Albay Çiçek’in (Genelkurmay’ın doğruluğuyla ilgili kimi belirtiler olduğunu açıkladığı) belgeyi hazırladığı kesinleşirse… sadece Albay Çiçek’in değil ona yardım edenler hakkında da soruşturma açılmasını istiyor.
RTE de TSK bünyesinde darbeye hazırlanan kimler varsa ortaya çıkarılmasına çalıştığını söylüyor; Baykal da aynı çizgide.
Böylece Baykal ile RTE’nin değerlendirmeleri birbiriyle çakışıyor.
***
RTE’ye koşut tavır takınması manşetlere geçiyor ama; CHP liderinin bir başka saptaması daha var. Çok daha önemli.
Baykal; Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Genelkurmay Başkanı arasında geçen hafta Çankaya’da gerçekleşen üçlü zirveyi ve sonrasında yaşananları bugüne dek hiçbir siyasetçinin söylemediği kimi saptamalarla (hatta suçlamalarla) değerlendiriyor.
“… Bu buluşmadan sonra, bir süre önce gözaltına alınan iki eski kuvvet komutanı ile bir ordu komutanı salıverildi” dedikten sonra; son derece ciddi bir iddiayı gündeme getirerek:
“… Mutlu bir rastlantıyla ...” diye başlıyor söze ve “… bu zirvenin akabinde ‘müthiş bir zamanlama ve eşgüdümle’ bu tahliyeler gerçekleşti” diyor.
Lakin bu sözlerinin hemen arkasından zirveden hemen sonra, aynı gün; eski kuvvet komutanları ile ordu komutanlarının süratle tahliye edilmesini şöyle değerlendiriyor:
“… Yukarıdaki siyasi pazarlıklar doğrultusunda, ‘aldım verdim’ pazarlıklarıyla değil gerçekler öyle midir değil midir, bunun ortaya çıkması lazım…”
Baykal, Köşk’teki zirvede Genelkurmay Başkanı ile Hükümet Başkanı’nın kimi konularda pazarlık ettiklerini öne sürüyor.
Üçlü zirveden hemen sonra; a) “Müthiş bir zamanlama ve eşgüdümle (kim arasında? Asker-hükümet ve yargı arasında)” eski kuvvet komutanları ile ordu komutanlarının hemen salıverildiğini, b) Genelkurmay’ın da bu sonuca karşılık “aldım verdim”e uygun davranışla, “irtica eylem planının orijinal ve gerçek belge olabileceğini” açıkladığını kanıt olarak gösteriyor.
Böylece zirveyi “netleştirmiş” oluyor.
Tabii; TSK ile hükümet arasında hiçbir çekişme, çatışma olmadığını sürekli söyleyen RTE’yi de doğruluyor.
Baykal’ın hükümetle pazarlık ettiğini içeren değerlendirmesine acaba Genelkurmay ne diyor?
***
RTE de netlik peşinde. Ama başka konuda. ABD komisyonunda soykırım kararını “en geniş anlamda değerlendireceğiz, değerlendirmek durumundayız” diyor ve ekliyor: “… O neticeleri de ‘net olarak’ görmediğimiz sürece biz büyükelçimizi ABD’ye göndermeyeceğiz…”
Yedi yıldır tek başına iktidarda. Hâlâ ABD’nin ne mal olduğunu öğrenemedi.
ABD’yi değil kızdırmak, ürkütmemek için RTE’nin son tepkisi evlere şenlik: “Kararı (hâlâ) değerlendirmekten söz ediyor ve sonuçlarını ‘net olarak’ görünce …”
Ne yapacakmış?.. Ne yapacakmış?.. Büyükelçiyi ya gönderecekler ya da...
Arkası yok! Dostluktan ne anladığı artık bilinen, belgelenen ABD’ye sözün dışında ses getirecek -dünyaya dik durduğu iddiasındadır ya- herhangi bir karar almayacağını, alamayacağını…
... bu açıklamayla hiçbir şey yapamayacağını... duyuruyor.