Suçlamalar Ağır...
Ergenekon davası sürecinde gündeme geldi “gizli tanık”. Sanırım altıncı dalganın ardından, “gizli tanıklar”ın verdiği bilgilerle, Güneydoğu’da faili meçhul cinayetlerin aydınlatılacağı yazılıp çizildi.
AKP yandaşı, tarikatçı ve dinci medya “gizli tanıklar”ın ifadelerini çarşaf çarşaf yayımlayıp asit kuyularında öldürülen insanların aranmaya başlandığını duyurdu.
Arandı da!
Aradan iki yıl geçmesine karşın asit kuyularında ya da mezralarda ve köylerde kazılan tarlalarda kemikler bulundu...
Sonra ne oldu?
Adli Tıp Kurumu’nda kemikler incelendi!
Sonuç: “Bulunan kemikler hayvan kemikleridir!”
Olay kapandı!
90’lı yıllarda Güneydoğu’da çok sayıda faili meçhul cinayet işlendi... Vedat Aydın, bir gece yarısı evinden alındı. Birkaç gün sonra Aydın’ın cansız bedeni Elazığ yolunda bulundu.
1992 yılında Musa Anter, Diyarbakır’da kaldığı otelden alınıp götürüldü. Anter, Diyarbakır yakınlarında öldürüldü...
İşadamları Behçet Cantürk ve Savaş Buldan İstanbul’da kaçırıldı ve İzmit, Sapanca, Akyazı üçgeninde katledildi. Ardından Cantürk’ün avukatı Medet Serhat öldürüldü.
Hiram Abas da İstanbul’da vuruldu... Cem Ersever’in cansız bedeni Ankara yakınlarında ortaya çıktı.
1994 yılında hazırlanan “TBMM Faili Meçhul Cinayetleri Araştırma Komisyonu”nun hazırladığı rapora baktım dün sabah...
O rapor yakın tarihimizde yaşanan kıyımlara ışık tutuyor hâlâ!
***
Şimdilerde Erzincan’da ortaya çıkan “Munzur” adlı gizli sanık tartışılıyor. Gizli tanık “Munzur”la kimi CHP milletvekillerini, gazetecileri Erzincan’da buluşturduğu savlanan Paradise Pastanesi sahibi Abdullah Erdoğan, kardeşi Erdal Erdoğan ve kuyumcu Binali Bircan’ı polis gözaltına almış.
Gözaltına alınan üç kişi Alevi ve varsıl kişiler.
Öğrendiğim kadarıyla da CHP’li...
Erzincan-Erzurum hattında yaşananları, Başsavcı İlhan Cihaner’in “Ergenekon”dan tutuklandığını, Üçüncü Ordu Komutanı Orgeneral Saldıray Berk’in mahkeme kararıyla ifade vermek zorunda olduğunu biliyoruz.
İsmailağa cemaatiyle ilgili soruşturma ve Başsavcı Cihaner’in başına gelenler...
Ve CHP lideri Deniz Baykal’ın önceki gün yaptığı önemli saptamalar...
Melih Aşık, Milliyet’teki köşesinde şöyle yazıyordu:
“CHP lideri grup toplantısında üstü kapalı ya da açık sözlerle Orgeneral İlker Başbuğ’un Çankaya’daki üçlü zirveden sonra Albay Dursun Çiçek ve emekli Orgeneral Çetin Doğan’ı aslanların önüne attığını ima ve hatta ifade etti.”
Baykal’ın açıklamasını bir kez daha okudum...
Baykal kuşkularını, Dursun Çiçek’in hazırladığı iddia edilen “İrticayla Mücadele Eylem Planı”nda metin üzerinde parmak izi, kâğıt, mürekkep, bilgisayar incelemelerinin yapılmadığı üzerinde yoğunlaştırıyordu.
İşin bir başka ilginç yanı, Dursun Çiçek’in avukatları da şöyle diyorlardı:
“İmza, Çiçek tarafından hazırlanmamış bir metne monte edilmiştir.”
Diyelim ki “İrticayla Mücadele Eylem Planı”nı Dursun Çiçek hazırlayıp imzaladı.
Baykal diyor ki:
“O zaman sadece Çiçek değil, Çiçek’e bunu hazırlama fırsatı verenler de, işbirliği yapanlar da, işbirliği yapılmasına göz yumanlar da sonuna dek araştırılmalıdır.”
***
Deniz Baykal, “Balyoz Darbe Planı” savlarıyla ilgili olarak da şunları söylüyor:
“Bu gelişmeler hukuki değil, siyasidir.”
Benim de Baykal gibi içime kuşku düşüyor...
Baykal, kimi kararların üçlü görüşmede alındığını, birilerini kurtarmak için ordu içinden bazı subayların, komutanların feda edildiğini ima ediyor....
Daha pek çok söylentiler var!
Saldıray Berk’in Alevi köylerine okul yaptırdığını Cumhuriyet manşetten vermişti... Kimi toplantılarda ordu içindeki Alevi subayların tasfiyesi planı için düğmeye basıldığı söylenmişti.
Acaba bu konuda TSK bir açıklama yapacak mı?
Suçlamalar ağır!