Yargı-Asker: Nereye?
Kaçma kuşkusu var mı? Yok!
Haklarında yeni delil bulundu mu? Hayır!
Mahkemeye davet yazısı almadıklarına göre kaçak sayılabilir mi? Hayır!
Savunma alınmadan verilen yakalama kararları insan haklarına (AİHM kurallarına) aykırı mı? Evet!
Delilleri karartabilirler mi? Olanaksız!
İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi, bu öğeleri bir yana attı; aralık ayında başlayacak davada sanık olarak yargılanacak emekli ve muvazzaf subay hakkında tutuklama kararı verdi: 102 kaçak sanık!
102 kaçak sanık, hukuksal haklarını kullanıyor ve tutuklama kararına itiraz ediyorlar.
Gazeteler tutuklama kararlarını ve itirazları tarafsız gözle yansıttılar.
Biri dışında: Feto’nun gazetesi Zaman!
Mahkemenin yakalama emrine karşın Balyoz sanıklarının adliyeye gelmediklerinin altını çiziyor ve dün “Generaller hukuk tanımıyor!” manşetiyle duyuruyor.
Yargının bütünü değil ancak kimi savcılar ve yargıçlar bu türden veya benzeri nedenlerle kamuoyu vicdanında yargılanıyorlar.
***
Daha hazin bir tablo var karşımızda.
Hiçbir gazete terfileri söz konu olan kimi muvazzaf subayların durumunu görüşecek olan 1 Ağustos’ta toplanacak Askeri Şûra’dan beş gün önce, üstelik Balyoz davasının başlamasından 4 ay önce neden tutuklama kararı alındığını sormuyor.
Bu kararı arkasında acaba başka nedenlerin olup olmadığı araştırılmıyor.
Tutuklamayı gerektirecek öğeler sıralanmakla yetiniliyor.
Mahkeme kararına elbette saygılı olalım.
Ama böylesi toplum mantığına, sağduyusuna ters düşen bir kararı eleştirmekten de arkasında başka nedenler olup olmadığını konuşmaktan da azmaktan da neden geri duralım?
***
Devekuşu gibi kafamızı yıllarca kuma soktuk
2002’den itibaren RTE yönetimindeki kadro TSK’yi ele geçirme hazırlıklarını uygulamaya koydu.
Aşama aşama ilerlediler ve bugün... Tasfiye izlenimi veren bir olgu var karşısında: TSK, emeklisi muvazzafı ile mahkemelerde.
Oysa perşembenin gelişi çarşambadan belliydi.
2007 genel seçimlerinden altı ay önceden başlayarak Kanaltürk’te her hafta pazar günleri canlı yayımlanan Politika Durağı programında şayet bu seçimlerde de tek başına iktidara gelirse AKP’nin: Çankaya’yı, TBMM’yi, hükümeti ve devleti tümüyle eline geçireceğini... Bu üçgenin AKP’nin önemli hedefi TSK’yi korkulu rüyaları olmaktan çıkaracağını... zaman içinde TSK komuta heyetine kendilerine aykırı düşmeyecek bir biçim vereceklerini her hafta ama her hafta... ısrarla yineledim.
Bu görüşe tek bir ses katılmadı.
Bugünlerde gazetelerin kimi köşelerinde... kimi TV programlarında AKP’nin TSK’yi ele geçirme ve Silahlı Kuvvetler’de tasfiye hareketi başlattığına değiniliyor.
Ne çare son gelişmeleri TSK’de tasfiye, iktidarın TSK’yi tümüyle ele geçirme hareketi olarak değerlendiren ve yorumlayan o kadar az ki...
***
Muhalefet partileri, darbe karşıtlığını oltasına takmış siyaset denizine salıveren AKP’nin peşi sıra koşturuyorlar.
Şu sırada referandumla kel alaka 35. madde tartışmasına girmenin hayır bekleyen bir partiye ne yararı var? Hiç!
Ama CHP, RTE’nin komisyon kuralım inceleyip sonuca varalım demesini kaytarma diye niteledi ve cuma günü 35. maddeyle ilgili bir yasayı Meclis’e verecek!
35 tartışması açıldı kapandı, kapandı açıldı derken... Kılıçdaroğlu dün NTV’de konuştu.
Yeni bir tartışmayı, günlerce büyük gürültü koparacak bir konuyu gündeme getirdi. Eski Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın yazdığı e-muhtıra ile ilgili haklı bir soru sordu RTE’ye:
Madem ki darbelere bu kadar duyarlısın, neden Büyükanıt hakkında savcıları harekete geçirmedin?
27 Nisan e-muhtırasından beş gün sonra Büyükanıt’la Dolmabahçe’de saatlerle görüştü RTE ve bu görüşmenin içeriğini gizlemekteki nedeni açıkladı Kılıçdaroğlu: “Büyükanıt’ın e-maili AKP’yi mağdur gösterip tekrar iktidara getirmek için Genelkurmay sitesine bir gece yarısı konuldu” dedi.
Zira CHP Genel Başkanı’na göre, Dolmabahçe görüşmesi asker-iktidar işbirliğinin kanıtı!
Dolmabahçe görüşmesinin içeriği yine açıklanmayacak, yalanlamalar birbirini izleyecek ve... akla gelen ilk olasılığa göre Kılıçdaroğlu aleyhine davalar.... davaları kovalayacak!
Lakin işbirliği suçlaması unutulamayacak!