ORHAN BİRGİT
Yargıyı Siyasallaştırmak İsteyen Başbakan’a Suçüstü
Seçmen, Erdoğan anayasasına “evet” derse, 13 Eylül sabahı nasıl bir Türkiye‘de uyanacağının somut örneklerini bugünden görmeye başladı.
Yandaş medya tam bir “cadı avı”na çıkmış. Balyoz davasının ilk duruşması için, 14 Aralık 2010 Salı gününü münasip gören İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nin, 102 general ve subayın her birisine, şimdiden 144’er gün tutukluluk kararı vermiş olmasını zafer naraları ile karşılayanlar, bu sanıklar adına karara karşı hukuk yollarını kullanmak isteyen avukatlarını sindirmek amacıyla aldıkları fetvaları sayfalarına ya da ekranlarına taşıma yarışı içindeler. Kara kaplı kitaplarında, ne masumiyet karinesi’nin, ne de tutukluluğun cezaya dönme tehlikesinin adı geçiyor. Onlara göre, kimlikleri saklı ihbarcıların işaret parmakları ile gösterdiği herkes, potansiyel suçlu olarak, önce demir parmaklıklar arkasına atılmalı... Sonra sabırla davalarının biteceği günü beklemelidir. O arada, yaşları ve sağlıkları elverişli olmayanlar belki yargı önüne çıkarılmadan ölürmüş! Silahlı Kuvvetler’de kar kış demeden verdikleri hizmetlerin doğal karşılığı olan rütbe yükselme olanakları ellerinden alınırmış! Ordu, bir gün içinde suçlu olup olmadıkları kanıtlanmamış mensuplarını yitirmiş olurmuş!
Tehlikeli işaretler
Bunların hiçbirisi umurlarında değil. Dahası, boyuna gaz vererek destekledikleri yanlış ve tehlikeli stratejiler nedeniyle İnegöl ve Dörtyol’da başlayan tehlikeli iç savaş provalarını da, ulus devletlerin yerlerini bırakacakları yeni düzenin doğal sancıları gibi değerlendirenleri bile var. Ben bu yaşıma kadar, 12 Mart ve 12 Eylül öncesinin sağcı-solcu anarşistlerinin kavgaları da dahil, ülkemin böylesine tehlikeli bir eşiğe getirildiğini anımsamıyorum.
Bu ortam içinde 12 Eylül’de sandık başına nasıl gidilecektir? Hükümetin öncelikle yanıt vermesi gereken soru budur.
Gece yarısı yapılan görüşme
Eğer her şey doğal, ülke güllük gülistanlıksa Başbakan Erdoğan, önceki gece kampanyadan başkente dönerek uykuya yatacağı sırada, Genelkurmay Başkanı’nın isteği üzerine Başbakanlık Konutu’na giderek Başbuğ ile bir saati aşan bir görüşmeyi niçin gerçekleştirmiştir?
Bu olağandışı görüşmeyi haber veren dünkü Milliyet gazetesi, “Balyoz” şüphelisi 102 TSK mensubu hakkında İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nin izlediği yol haritasının ele alındığını da yazdı.
Adalet Bakanı devrede mi?
Başbakanlık dün bu yazıyı tamamladığım öğle saatlerine kadar bu olağandışı görüşme hakkında sessiz kalmıştı. Dahası aynı haberi tamamlayan, Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in o görüşme devam ederken aldığı bir çağrı üzerine İskenderun’dan özel bir uçakla apar topar Ankara’ya gelerek havaalanından Başbakan’ın bulunduğu konuta gitmesi ve kendisiyle 02.30’a kadar görüşmüş olmasının anlamı nedir?
Başbakan, Genelkurmay Başkanı’ndan Yüksek Askeri Şûra öncesinde aldığı mesajı Sadullah Ergin’e anında ileterek yürütmenin başı kimliğiyle yargıya doğrudan ya da dolaylı olarak müdahale etmemiş midir? Bu ülkenin gerçek demokratları... Türkiye sevdalıları... Yargıyı siyasallaştırmak amacıyla kendi anayasasını hazırlayan Erdoğan’a dur demek için 12 Eylül’de sandık başına...